25/4/2007 - insan bilmediğinin düşmanıdır |
. Bu sözü ne zaman hatırlasam, aklıma hep Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimiz gelir. Ne alâkası var derseniz, |
|
|
İnsan bilmediğinin düşmanıdır. Bu sözü ne zaman hatırlasam, aklıma hep Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimiz gelir. Ne alâkası var derseniz, yakın çevremdeki, uzak çevremdeki, daha uzaktaki insanlara bakıyorum, büyük çoğunluk Kur’an’ın Allah kelâmı olduğunu söylüyor, “Saygıda kusur etmem” diyor fakat onun emirlerine ve yasaklarına uyulması söz konusu olunca, hemen konjonktürel havayı solumaya başlıyorlar. Kur’an ne diyor, ne istiyor, nelerden söz ediyor bunlar hiç sorgulanmıyor. Sadece üzüntü, sıkıntı, ölüm kalım, hastalık gibi durumlar söz konusu olunca Kur’an okumak ve okutmak akla geliyor, böyle hallerde bir hocaefendi davet ediliyor, formel birtakım işlemler yerini getirilip, ardından da dua edildi mi “çağdaş müslüman oluş”un gerekleri yerine getirilmiş oluyor. Kur’an’ın hayatımıza karışması bu kadar... Kur’an’ı bizzat yaşayıp ete kemiğe büründüren Hz. Peygamber, “Onlar benim kim olduğumu bilmiyor!” buyuruyor. Kur’an’ın yaşanılan hayatla ilgili söyledikleri bir kenara bırakılıyor. Bu şekilde Kur’an’ın terkedilmesi, Allah ile iletişimsizliğin bir başka yönü oluşturuyor. “Evet, o bizim kutsal kitabımızdır”, ama… Nedir bu ama dendiğinde de, bugün farklı bir noktada bulunulduğu ifade ediliyor. Ne ise bu farklı nokta, farklı konum? Kur’an’ın bu şekilde bir tarafa itilmesi, onun tebliğcisi olan peygamberin de örnekliğinin bir tarafa itilmesi anlamına gelir. Böyle bir durumun ne kadar “müslümanca” bir tavır olduğunu varın siz hesap edin. İman konusunda dil ve gönül birlikteliği sağlanamıyorsa, yaşanılanlar ile söylenilenler arasındaki uçurum ne kadar insanîdir, ne kadar İslâmî’dir? Günümüzde Kur’an’ı öğrenme konusunda geçmişe oranla gerilere düştük. Okuyup anladığını söyleyenlerimiz de kendilerini hayatın akışına kaptırmış durumda... Bugünkü haliyle Kur’an’ı öğrenme ve anlama biçimimizi değiştirmek zorundayız. Kur’an’ı anlamanın merkezinde Hz. Peygamber yer almalıdır. Peygamber aleyhisselâmın hayatında aradığımız her örnekliği bulmak mümkündür, yeter ki iyi niyet içinde olunsun. Kur’an’ın bir âyeti, peygamberin bir buyruğu insanı kurtarmaya yeter. Ne buyuruyor kutlu peygamber: “Müslüman elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kimsedir.” Alın size bir insanı hem dünyada hem de âhirette ebedî olarak kurtaracak kutlu bir söz… Bu hadis bağlamında kendimizi müslüman olarak sorgulayalım. Yakın ve uzak çevremizi düşünerek, elimizden ve dilimizden emin olma konusunda iyi bir sınav verdiğimizi söyleyebilir miyiz? Eşyayı, hayvanatı, nebatatı geçiyorum, insanat konusunda kendimizi sorgulayalım. Çevremize baktığımızda “Müminler kardeştir” Kur’an buyruğu gönül ve zihin dünyamızda ne kadar işlevsellik kazanmış durumdadır? Söz gelimi Allah’ın en sevmediği, Hz. Peygamber’in şakasının dahi yapılmasını istemediği boşanma konusunda müslümanların, müslüman gençlerin iyi bir sınav verdiğini söyleyebilir miyiz? Bir ay, iki ay, bilemediniz altı ay içinde kendilerini mahkeme kapılarında buluyorlar. Gerekçesi de ilginç: Bu evlilikte aradığımı bulamadım. Ne arıyordun ki? Müslümanlar birbirini yiyorlar, birbirlerini itip kakıyorlar. Birbirlerine müsamaha ile bakamıyorlar. Birbirlerini affedemiyorlar; ama başkalarını affedebiliyorlar, başkalarına karşı daha müsamahakâr bir tavır içinde olabiliyorlar. Bu yüzden de basitlikler içinde debelenip duruyorlar. Müslümanın, elinden ve dilinden müslüman emin değil ki başkaları emin olsun. Hani Abdülhakim Arvâsî hazretlerine sormuşlar: “Ey ulu kişi! İslâm ümmetine dua edin de kurtulsun!” Verdiği cevap müthiş: “Siz bana Muhammed ümmetini gösterin ki, ben onların kurtulmuş olduğunu hemen söyleyeyim.” Ne yazık ki durum bu! Su, kaynağından içilir. Başkalarının ağzından su içilmez. Öyleyse suyu kaynağından içmez lâzım. Kur’an’ı kaynağından öğrenmek, Hz. Peygamber’ı kendi sözlerinden tanımak lâzım. Onun hayatını bize hep savaş şeklinde öğrettiler. Oysa mecbur kalıp yapmak zorunda olduğu savaşların sayısı bir elin parmaklarını geçmediği gibi, gün olarak toplasanız üç beş günü aşmaz. Hz. Peygamber’in hayatının öğrenilmesi gerektiğinde, her seferinde önümüze peygamber aktivitesi olarak savaşlar çıkartıldı; çünkü diğer hususlar uğraşıp didinmeyi, araştırıp incelemeyi, zihin yorup anlamayı, muhâkeme edip alâka kurmayı, aklı kullanıp yorum getirmeyi zorunlu kılıyordu. Oysa bunlar zor şeylerdi, hemen gerekçe de hazırdır: Hz. Peygamber “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız!” buyuruyor! Elbette umutsuzluk yok, çünkü umutsuzluk imansızlıktır. Fakat yepyeni bir dirilişe, yeniden dirilişe ihtiyaç var.
Dr. İhsan Alperen | |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/1/2007 - KURBAN BAYRAMI VE MEKKENİN FETHİ |
KURBAN BAYRAMI VE MEKKENİN FETİH YIL DÖNÜMÜ MEMLEKETİMİZE VE TÜM İSLAM ALEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLSUN.RABBİM YENİ FETİHLER NASİP EYLESİN.
2007 YILIDA MEMLEKETİMİZE VE TÜM İSLAM ALEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLSUN.TÜM DÜNYAYA BARIŞ MUTLULUK,HUZURLU YAŞAM ZULMUN SON BULDUĞU YIL OLSUN.AKAN KANLAR OLMASIN.
AYNEN MEKKENİN FETHİ GİBİ KİMSENİN BURNU KANAMADAN YENİ FETİHLER NASİP EYLESİN YÜCE RABBİM.
SELAM VE DUA İLE....
|
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
11/10/2006 - SEN KİM OLDUĞUNU BİLİYORMUSUN ? |
SEN, “Siz insanlar için çikarilmis en hayirli bir ümmetsiniz, iyiligi emreder, kötülükten vazgeçirmege çalisirsiniz.. Çünkü Allah’a inaniyorsunuz..” Fermaninin sahibisin!..
SEN, “Alemlere rahmet olarak gönderilen” ve dehsetli mahser günü herkesin “Nefsi! Nefsi!” diye cirpinacagi bir zamanda, secdelere kapanip; “Ümmetimi isterim Ya Rab!.. Ümmetimi bagislamadikça kalkmam” diye feryad edecek olan Habib-i Kibriya’nin ümmetisin!..
SEN, Resulullah’in ashabina; “Orduya yardim ediniz” dedigi zaman, bütün servetini alip getiren ve Peygamberin “Cocuklarina ne biraktin?..” sorusuna; “Allah’i ve Resulünü biraktim Ya Resullullah!” cevabini veren Hz. Ebubekir’in yolundasin!..
SEN, Devlet reisi oldugu halde, ici su dolu bir tulumu sirtina yüklenerek halk icinde dolasan ve oglunun; “Babacigim, niçin böyle yapiyorsun?” sorusuna; “Oglum! Nefsimi biraz begenir gibi oldum.. Onu zelil etmek, gururumu kirmak istiyorum” diyen Koca Ömer’in izindesin!
SEN, Müslümanlar arasinda acligin ve kitligin hüküm sürdügü bir zamanda Sam’dan kendisine ait zeytinyagi, üzüm ve bugday yüklü olarak gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden Hz. Osman’in ardindasin!..
SEN, Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1 dirhemini açikca, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de gündüz , kimsesizlere sadaka olarak veren ve Allah Resulünün; “Neden böyle yaptin ?”sualine “Belki Allah bunlarin birini olsun kabul eder düsüncesiyle diyen Hz. Ali’yi takip edensin!
SEN, Allah yolunda cihada cikan ve karsisinda ATLAS Okyanusunu görünce, devesini dizlerine kadar denize sürerek, kilicini cekip; “Ya Rabbi! Sahid ol! Önüme su ucsuz bucaksiz derya cikmasaydi senin sanini daha ileriye götürürdüm!” diyen mücahidlerin pesindesin!..
SEN, 40 sene yatsi abdestiyle sabah namazini kilan Imam-i Azam’larin, Malazgirt Ovalarinda Allah Allah sesleriyle at kosturan ve Anadolu kapilarini müslüman Türklere acan Alp Arslanlarin arkasindasin!..
SEN, Misafir kaldigi evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; “Biz Kur’anin bulundugu odada ayaklarimizi uzatip yatmaktan haya ederiz” diyen Osman Gazilerin torunusun!..
SEN, Resullullah’in müjdesine nail olup, küfrün dogu kal’asini, istanbul’u fethederek Islam’a teslim eden, yeni bir cag acan Fatihlerin, dünyayi müslümanlardan baskasina dar gören Yavuzlarin, karalarin- denizlerin Hakani Kanunilerin neslisin!..
SEN, Istanbul’da okumaya basladigi Ezan-i Muhammediyeyi, Caldiran ovalarinda bitiren, Tuna’da aldigi abdestin namazini Afrika cöllerinde kilan, Hazer kiyilarinda getirdigi tekbir seslerinin yankilarini Viyana kapilarinda duyan kahramanlarin evladisin!..
SEN, Vatanini, mukaddesâtini müdafaa ederken düsman kursunlarinin darbeleriyle bagirsaklari delik-desik disariya firlayan ve bir eliyle onlari karnina iterken, diger eliyle gögsünden bir baska kursunu eliyle çikarip, yaninda bulunan arkadasina; “Al arkadasim! Sag olur da dönersen, su kursunu ogluma ver! Ve O’na de ki; “Bunu sana baban son nefesinde gönderdi ve O’da ayni sekilde ogluna aktarmazsa hakkimi helal etmem! “ dedi diye ulvi ruh örnekleri veren sehitler kafilesinin cocugusun!.. __________ |
| • 3 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/10/2006 - AKILLI İNSANLAR !..... |
| |
|
Hayatta pek çok insanla karşılaşırsın. Ama sadece gerçek
| |
|
dostlar senin kalbinde bir iz bırakır. .
İstenmeyen şeyler bir tehlikeyle ilgilidir. Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur. Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.
Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar. Normal insanlar sonuçları tartışırlar. Küçük insanlarsa başka insanları tartışırlar.
Kim para kaybederse çok şey kaybetmiştir. Kim bir dost kaybetmişse daha fazlasını kaybetmiştir ve kim inancını kaybetmişse her şeyini kaybetmiştir.
Başkalarının hatalarından öğren, kendi hatalarından öğrenemeyecek kadar kısa bir ömrün var.
Hiç bir zaman bir başlangıç ya da son yoktur.Dün geçmiştir. Yarın bir bilmece.
| | |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
27/9/2006 - Oruç ve Hikmetleri nelerdir.. |
Kur'an-ı Kerim de Yüce Rabbim şöyle buyurur;" Ey iman edenler oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı." (Bakara Suresi- ayet;183)
Ramazan ayı rahmet,bereket ve mağfiret dolu bir aydır.onun kıymetini onu dolu dolu yaşayan bilir.Gündüzünde oruç tutar gecelerini ibadet ve zikir ve Kur'an okuyarak geçiren kişi bilir ramazan ayının nasıl değerli bir ay olduğunu.
"Kulum benim için yemesini, içmesini ve nefsi arzularını terk ediyor,oruç tutuyor onun mükafatını ben vereceğim buyuruyor" Yüce Rabbimiz.
İbadetler içerisinde riyanın gösterişin sadece ve sadece Allah Rızasının olduğu tek ibadet oruçtur.
Oruç islamın şartından beş tanesinden bir tanesidir.
Oruçlu kişi orucunu bütün uzuvları ile oruç tutmalıdır. |
| • 1 Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
Hakkımda
dini konu ve sohbetler
Kategoriler
Arkadaşlarım
• hasancahit
|